Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2014 Cuma

Ankara Ankara Duy Sesimizi

Seninle artık otobüs yolculuğuna rahatlıkla çıkabiliyoruz. Bu hafta sonu da Ankara'ya Zeynep Teyzeni ziyarete gittik.

Ecrinle birbiriniz kıskandınız sürekli. Elinizdeki oyuncak çok kıymetli oldu. Ecrin alınca sen, sen alınca Ecrin mızıklandı :) Bu da bu zamanlarda güzel.

Evden çıkar çıkmaz sitedeki parkta oynadınız. Tabi sana ben eşlik ettim. Henüz kendi başına yapamıyorsun. Kısmetse seneye :) Sallanmak, kaymak gibi kavramları çok iyi anlıyorsun ve zevk alıyorsun :)

 Gelirken otobüste çok sıcakladın ve bunaldın. Bu yüzden Zeynep Teyzen'e gelir gelmez soyunduk. Üstümüzü değiştik. Sende özüne döndün :)

Ecrin fotoğraf çekilmeyi çok seviyor. "Ecrin fotoğraf çekebilir miyim seni?" dediğimde "hıhı" diyerek hemen poz veriyor benim narin kızım :) 

Sabah uyandığımızda havada dolaşan balonu, nasıl tuttuğunu bir türlü anlamadım, eline almış kahkahalar atıyordun. Tabi ki Ecrin de sana katıldın.

Öğleden sonra, Zeynep Teyzen, Burak Amcan ve Ecrinle beraber Göksu Parkı'na gittik. Güzel bir yer. Hafta sonu için ideal bence. İlk yarım saat uyudun ve ben seni zorla uyandırmak zorunda kaldım. Uyanır uyanmaz da gülmeye başladın böyle. Benim güleç yüzlü oğlum :)

Bu ara hayvanlarla çok içli dışlıyız. Bu benim koşuma gidiyor. Sen de hayatın yer ver istiyorum hayvanlara. 

Kaplumbağalara çok tepki verdin. Hoşuna gitti sanırım.

Hep beraber şarkılar, türküler eşliğinde trene bindik. Ah o muhteşem şarkılar!!! Asla unutmayacağım o şarkıları :)


Güzel bir hafta sonu geçirdik hep beraber. Umarım hepimizin hayatı bu hafta sonumuz gibi güzel ve neşeli geçer bitanem :)

12 Aralık 2013 Perşembe

ÇOK ŞÜKÜR YAVRUM

Annem, dün Ankara'ya gittik, doktoruna. Çok güzel şeyler söyledi Levent Bey bize. Bir kulağın iyileşmiş. Onda artık su yok. Diğer kulağında bariz bir iyileşme gösteriyormuş. O yüzden şimdilik müdahaleye gerek yok dedi. 1 ay sonra tekrar kontrole gideceğiz. İnşallah diğer kulağında o zamana kadar iyileşecek. Duymanda zaten bir problem yoktu ama ileriye doğru olacak demişti doktorun. Çok şükür onuda atlattık. Senin blogunu okuyan herkes senin adına dua istiyorum canım içi. Allah her çocuğa şifa versin, sana da versin canımın içi. Gerçekten bence insanın en büyük sınavı evladıyla. Tevekkül edip sabırla beklemek gerekiyor.  İnşallah önümüzdeki ayda güzel sonuçlarla geleceğiz Ankara'dan.



Not: Hepinizden isteğim şifa bekleyenler için dualarınızı esirgemeyin. Benim oğlum için de dua edin. Önümüzdeki ay her şeyimiz düzelsin inşallah.

30 Eylül 2013 Pazartesi

Zeynep Teyzesi ve Burak Amcası- Ankara Yolculuğumuz 2


      Ankara'ya ilk yolculuğunda karnımdaydın daha :) Bu sefer kucağımdayken adım attık Ankara'ya. Ankara' da ki ilklerini sayıyorum canımın içi:

  • Bolu dışına ilk defa çıktın.
  • Zeynep Teyzen ve Burak Amcan ile ilk defa karşılaştın. ( Aslında seni görmeye Bolu'ya geldiler. Ama sen sarılıktan dolayı hastanede yatıyordun)
  • Ecrin ile ilk defa karşılaştın.
  • Kendi evin ve yatağın dışında ilk kez başka bir ev ve yatakta uyudun. ( Zeynep Teyzen sana muhteşem bir yatak hazırlamıştı. Büyük olsan yastığının altına anahtar koyardık ;) Batıl inanç)
  • Annen ve baban dışında ilk kez Burak Amcan gazını çıkarttı ve onun kucağında o kadar huzurlu uyudun ki anlatamam.
    Ecrin'in seni bazı hallerde görüp farklı yorumlamasına Zeynep Teyzenle çok güldük :) Büyüyünce anlatırım sana artık. Seni önce ürkek bir şekilde, daha sonra babasının da teşvikiyle  "Cici cici" diye sevmesi çok güzel bir kareydi. Zeynep Teyzen biraz rahatsızdı. O yüzden seni çok fazla kucağına alamadı, içi gitti. En sonunda dayanamadı ve kucakladı.  Biraz büyüyüp bazı şeyleri anlamaya başlasan sende bizim gibi çok seveceksin teyzenle amcanı. Yeryüzünde tanıdığım en güzel, dürüst, temiz, sıcakkanlı,.. insanlar. En yakınım, dostum, canım benim Zeynep Teyzen. Burak Amcanda aynen öyle. Biz Burak Amcanı ve Zeynep Teyzeni çok seviyoruz. Ecrin'e bayılıyoruz. Eminim ki sende çok seveceksin. Onları tanımanı dört gözle bekliyorum minik kurbağam :) İşte bu güzel çift Zeynep Teyzen ve Burak Amcan. Dünyalar güzeli kız da Ecrin :)



23 Temmuz 2013 Salı

Cinsiyetini öğrendik, soluğu Anıtkabir'de aldık.. Ankara Yolculuğumuz 1


8 Mart Dünya Kadınlar Günü benim için pek bir şey ifade etmemişti hiçbir zaman. Doğum günü ve yıl dönümlerini kişiye özel diğer günleri ticari bulmuşumdur hep. Ama bu sene, yani 8 Mart 2013 benim için tarifi imkansız bir gündü. 15 Ocakta aramıza katıldığını öğrendiğimiz bebeğimizin cinsiyetinin erkek olduğunu öğrendik:) Aşık olduğum adamdan bir tane daha evde olacak :) Çok güzel bir şey. Ya da baba oğul ömrümü yerler mi:) Yemezler yemezler...
2 yıllık evlilik hayatımda beni bir kere bile pişman etmeyen, aksine hep "İyi ki" dedirten, hatta benim tahminimden çok çok daha iyi bir eş olan Yılmaz ve bir taraftan bizden bir parça, yüksek ihtimalle babaya benzeyecek olan oğlumuz:) Ben onlara kıyamıyorum ki onlar bana kıyabilsin :)

Ertesi gün oğlum, babası ve ben ilk seyahatimize çıktık. Oğlumuzu Anıtkabir'e götürdük. Aslında Ankara'da işimiz vardı. Buraya kadar gelmişken oğlumuzu götürelim dedik :)
Anıtkabir'deyken seneler sonrasını düşündüm birden. Oğlumun büyüdüğünü askere gittiğini ya da meslek olarak kendine askerlik seçtiğini hayal ettim. Hamileliğin verdiği duygusallıkla sürekli gözlerim yaşlı dolaştım. ATA'ma olan özlem de eklenince iyice kötü oldum. Gezerken oğluma Atatürk'ü anlattım sürekli, liderliğinden bahsettim. Ne kadar bulunmaz, muhteşem bir insan olduğundan, ileri görüşlülüğünden, aklından, kitapları ve çocukları ne kadar çok sevdiğinden bahsettim. Atatürk'ün yolundan ayrılmamasını tembihledim. 


Yolculuğun sonunda Yılmaz'a hiç isim düşünmediğimizden bahsettim. Aklında ne var diye sordum. İkimizde aynı şeyi düşünmüşüz :) Ya "Tuğra" ya da "Yağız " olsun dedik. Ben senelerdir isminin anlamını bilmeden yaşayan biri olarak ismin manalarına takıntılı biriyim. Ayrıca araştırmalarıma göre her bireyin isminin anlamıyla yaşadığını öğrendim. Oğlumun isminin anlamı güzel olmalıydı. Tuğra ne demekti; Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan sembolleşmiş işaret. Çokta anlamlı değil diye düşündük. Ama Yağız, yiğit, esmer delikanlı demekti. Aaaa tıpkı babası :)Yağız olmalıydı benim oğlumun ismi. Babası gibi güçlü, kuvvetli, yılmayan, sabırlı, yiğit olmalıydı. 
Ankara yolculuğumuz sonunda ismini de koymuştuk minik kurbağanın :) 
Hadi gel artık Yağız, sabırsızlanıyoruz.