Deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2013 Salı

77 Günlük Hayatının En Güzel Anları :)


          Bu bayramımız çok daha güzel geçti fıstığım. Sen bugünleri hatırlayamayacaksın ama anlık güzel duygular yaşıyorsun. Ananenin kucağında çok rahatsın mesela. Ananen seninle konuşmaya başlayınca sende onunla konuşmaya başlıyor ve güzel gülücükler atıyorsun. Artık onun kokusunu da öğrendin. Deden seni çok seviyor ve seninle ilgilenmeye başladığında sende kendini dedene teslim ediyorsun resmen. Yüzünden anlaşılıyor güven duygusu. İnşallah huyun suyun dedene benzer :) Dayınla aynı ortamdayken gözünü ondan ayıramıyorsun. Fatma Ablana zaten ne yapsan yeridir. O da sana hayran :) Büyüyünce anlatırım, nazar değmesin ;) Kuzenin Deniz de "bebek, bebek" diye ortalarda dolanıyor :) Hele ki büyük ananen. Seni o kadar çok sevdi ki, ellerini ayaklarını öpüp durdu. Bir gün uğramasam, ağlıyor. "Özledim ben askerimi" diyor. Pabucum dama atıldı :) Hepsinin varlığını hissediyorsun artık. Nasıl ayrılacağız memleketimizden bilmiyorum. Bu arada baban evimize döndü. Biz ananen ve dedenle kaldık. Daha sonra gideceğiz :) Başlangıcımız çok güzel oldu bebeğim, devamı da çok güzel olacak biliyorum :)

Ananen ve sen

 Şişman annen :) ve ailemiz. Baban fotoğrafı çekti kuzum :)

 Deden, Deniz ve sen



Ananen, Deniz ve Sen

Büyük Ananen ve sen


31 Temmuz 2013 Çarşamba

Kuzeninle Tanış Oğlum!!!



          Akrabalık ilişkileri gerçekten çok önemli. Ben çocukluğumu hatırlıyorum da Abim, Samet Abim ve Semih ayrılmaz dörtlüydük. Ne yaparsak yapalım birlikte yapardık. 4 kardeş gibi büyüdük. Yani 3 abim vardı benim aslında. Hep beraber oyunlar oynardık, bisikletle gezmeye giderdik, Naim'in Çayırı'na pikniğe giderdik. Bir defasında başka bir yerde bizimkiler hazine bulduk diye geldiler :) Dedemin bahçesinden kazma kürek aldılar.  Annem ile teyzemde onun hazine olmadığını bildikleri için başkasının malına zarar vermesinler diye koşa koşa bunların arkasından gittiler. Meğerse hazine dedikleri yer tarla sınırının ayrıldığı yermiş. Tapuda ayırmış adamlar, kocamanda bir demir çubuk koymuşlar fiilen daha ayrılmadı diye. Tabi onun sonrasında bir dünya iş çıktı :)  Aslında anlatacak o kadar çok anı var ki! Biraz daha büyüdüğümüzde beni aralarına almamaya başladılar. Aslında şimdi düşününce hepsi ergen tabi, normal. Ama o zamanlarda ben bunu anlamıyordum, beni gerçekten istemediklerini düşünüyordum. O yüzden onlara hep tuzaklar kurardım. Balkondan üstlerine kovayla su atmak mı istersin, bisikletlerinin tekerleklerini patlatmak mı ya da zincirlerini kerpetenle kesmek mi? Bahçede bulunan eşyalarını saklardım, toplarını keserdim. Ta ki bende büyüyene kadar sürdü bunlar. Ama biz her zaman birbirimizin en yakın arkadaşı olduk. Dertlerimizi, ilklerimizi, sevinçlerimizi paylaştık. Yediğimizi içtiğimizi paylaştık. Büyüdükçe, hayatlarımız değiştikçe bizlerde değiştik sanırım. Aramızda ki mesafeler git gide uçuruma dönüştü. Samet Abimle hala çok sık görüşüyorum. Semihle neredeyse hiç, bayramdan bayrama. Abimle ise aramızdaki sorundan dolayı görüşmüyoruz. (Aslında sorunda değil) Ama ben yine eskisi gibi olmak, her şeyimi paylaşmak istiyorum. Çocuklarımız da bizim gibi büyüsün istiyorum. Bu isteğim doğrultusunda bir adım attım abime karşı, hadi hayırlısı diyorum. Dünyalar tatlısı yeğenimi daha hiç görmedim. Fotoğraflardan görüyorum şuan. İnşallah gidince yakından göreceğim :) Deniz ile Yağız büyüyünce belki de çok yakın arkadaş olacaklar. Neden olmasın? Öyle olması da gerekmiyor mu? Sıra geldi şimdi ikinci adıma!!!