Yürümeye başladığın için bir Trakya geleneği olan Adım Çöreğini yaptık minik kurbağam.Anneannen ve Reyhan Teyzen çöreklerini yaptı. Çöreğin içindeki para dedene çıktı :) Hediyeyi deden alacak. (adım çöreği hikayesini detaylı öğrenmek isteyenler içimdengeldi bloguma bakabilir.) Artık hızla büyüyorsun. Takip etmekte zorlanıyorum :)
Pınarhisar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pınarhisar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Eylül 2014 Perşembe
Adım Çöreği Yapmazsak Olmaz :)
Etiketler:
Annem,
Fulya,
Pınarhisar,
Reyhan Teyzem,
Yağız,
Yürümeye doğru
15 Eylül 2014 Pazartesi
Doğum Günün Kutlu Olsun Bitanem
5 Ağustos 2013, saat 22:53' te dünyaya gözlerini açtın ve bir iki dakika sonra Dr. Cengizhan Kolata seni kucağıma verdi. İşte o an bebeğim dünya durdu, güneş söndü, ay battı, yıldızlar kaçtı. Çünkü sen geldin dünyam aydınlandı. Diğerleri görevini tamamlamış oldu.
Annelik gibi güzel bir duyguyu yaşamaya başladım. Yeryüzünde cenneti yaşamayı rabbim nasip etti bana da. Üstelik seninle :)
Bu senin ilk doğum günün. Biraz gecikmeli oldu bitanem. Ama ben hastalandım, senin başın yaralandı derken, isteğimi gerçekleştirmem biraz uzadı.
İlk doğum gününü evi süsleyip insanları çağırıp yapmak istemedim. Çünkü sen bir şey anlamayacaksın. Biraz daha büyüdüğünde seninde eğlenebileceğin bir doğum günü yapacağım. Daha doğrusu yapmaya başlayacağım.
Ben de aklımda olanı, kendi egomu tatmin etmek adına ve sana da hatıra olsun diye yaptım.
Sana bir pasta yaptım. Elimizde ki malzemelerle ortamı renklendirmeye çalıştık. (Anneannen, deden, Reyhan Teyzen ve Fulya Ablan ile)
Ve her şeyi oluruna bıraktım. Sen pastayla baş başa kaldın. Bende makine elimde senin fotoğraflarını çekmeye başladım :)
En zevkli fotoğraf çekimimdi :) Pınarhisar'da istediğimiz malzemeleri bulabilseydik daha da güzel olacaktı. Neyse ki balon bulabildik :)
Pastaya yazık oldu ama sokaktaki hayvanlar bayram etti. Sayende pasta yediler :)
Hayatın hep böyle eğlenceli, neşeli, sağlıklı, huzurlu, sevimli,........... ve zevkli geçsin minik kurbağam :)
Çok şükür ki senin annenim... mucksss
Etiketler:
Annem,
Babam,
Cengizhan Kolata,
Doğum Günü Partileri,
Fulya,
Pınarhisar,
Reyhan Teyzem,
Yağız
13 Eylül 2014 Cumartesi
Adım çöreğini yapmadan duvara tosladın :)
Bundan tam 18 gün önce yürümeye başladın. (26.08.2014) Sıralamayı ve el tutmayı bırakıp, kendin yürümeye başladın. Tabi ki bu durum senin çok hoşuna gitti. Özgürlüğünü eline almanın tadına vardın. Bütün gün Reyhan Teyzen'de gezdin gezdin ve de gezdin. Uykun geldi ama beni bile dinlemedin. Sarhoş gibi yürümeye başladın. Tabi ki hep arkandayız ama kaza işte.Başını duvara vurdun ve alnında küçük bir yarık oluştuk. Bantının büyük olduğuna bakma. Doktorun taktığı küçük bantı tutmadığın için üzerine büyük takmak zorunda kaldık :)
Gel zaman git zaman 18 gün geçti. Ve resimde görüldüğü üzere küçüçük bir çizik kaldı alnında. Ama daha iyileşme aşamasında. İz kalsa da ilk adımlarının hatırası olur.
Yürümeye başladığın gün anneannen "Adım çöreği yapalım, adet" dedi. Ben pek sevmem böyle şeyleri. Ama sen düşünce bitanem hiç düşünmeden "Tamam" dedim. Çaresizlik :))))
Not: Başını duvara vurdun ama çok ağlamadın. Çünkü hala yürüme derdindeydin :)
Etiketler:
Annem,
ilk kaza,
Pınarhisar,
Reyhan Teyzem,
sağlık,
Yürümeye doğru
11 Mart 2014 Salı
Büyüdük, Memleket Ziyareti Yapıyoruz
Evet bitanem, baş başa anneanne ve dedeni ziyarete geldik. E sende büyüdün yola dayanabilirsin diye düşündüm. İstanbul'a kadar otobüs yolculuğu yaptık, oradan Arzu Teyzen ile geldik.
Hava değişiminden etkilenmedin o yüzden keyfin hiç kaçmadı. Sürekli kahkahalarla gülüyorsun anneannene ve dedene. Sadece bu arada görünen inci tanesi (okumayanlar okuyabilir) hala patlamadığı için canın çok acıyor. Ağrısı tutunca bizde bir şey yapamıyoruz. O zaman benim de canım çok yanıyor.
Çok alıştık yine anneanne ve dedene. Hele sen :) Neyse haftaya dönüyoruz ama yakında yine geliyoruz :) Bu arada ayaklarının üzerinde çok güzel durmaya başladın. Sanırım emeklemeden yürüyeceksin. Baban gibi acelecisin :)
Etiketler:
Annem,
Arzu Teyzen,
Babam,
Diş Öyküsü,
Pınarhisar,
Seyehat,
Yürümeye doğru
22 Ekim 2013 Salı
77 Günlük Hayatının En Güzel Anları :)
Bu bayramımız çok daha güzel geçti fıstığım. Sen bugünleri hatırlayamayacaksın ama anlık güzel duygular yaşıyorsun. Ananenin kucağında çok rahatsın mesela. Ananen seninle konuşmaya başlayınca sende onunla konuşmaya başlıyor ve güzel gülücükler atıyorsun. Artık onun kokusunu da öğrendin. Deden seni çok seviyor ve seninle ilgilenmeye başladığında sende kendini dedene teslim ediyorsun resmen. Yüzünden anlaşılıyor güven duygusu. İnşallah huyun suyun dedene benzer :) Dayınla aynı ortamdayken gözünü ondan ayıramıyorsun. Fatma Ablana zaten ne yapsan yeridir. O da sana hayran :) Büyüyünce anlatırım, nazar değmesin ;) Kuzenin Deniz de "bebek, bebek" diye ortalarda dolanıyor :) Hele ki büyük ananen. Seni o kadar çok sevdi ki, ellerini ayaklarını öpüp durdu. Bir gün uğramasam, ağlıyor. "Özledim ben askerimi" diyor. Pabucum dama atıldı :) Hepsinin varlığını hissediyorsun artık. Nasıl ayrılacağız memleketimizden bilmiyorum. Bu arada baban evimize döndü. Biz ananen ve dedenle kaldık. Daha sonra gideceğiz :) Başlangıcımız çok güzel oldu bebeğim, devamı da çok güzel olacak biliyorum :)
Ananen ve sen
Şişman annen :) ve ailemiz. Baban fotoğrafı çekti kuzum :)
Deden, Deniz ve sen
Ananen, Deniz ve Sen
Büyük Ananen ve sen
Etiketler:
Annem,
Babam,
Deniz,
Keyifli Dakikalar,
Kurban Bayramı,
Pınarhisar
31 Temmuz 2013 Çarşamba
Kuzeninle Tanış Oğlum!!!
Akrabalık ilişkileri gerçekten çok önemli. Ben çocukluğumu hatırlıyorum da Abim, Samet Abim ve Semih ayrılmaz dörtlüydük. Ne yaparsak yapalım birlikte yapardık. 4 kardeş gibi büyüdük. Yani 3 abim vardı benim aslında. Hep beraber oyunlar oynardık, bisikletle gezmeye giderdik, Naim'in Çayırı'na pikniğe giderdik. Bir defasında başka bir yerde bizimkiler hazine bulduk diye geldiler :) Dedemin bahçesinden kazma kürek aldılar. Annem ile teyzemde onun hazine olmadığını bildikleri için başkasının malına zarar vermesinler diye koşa koşa bunların arkasından gittiler. Meğerse hazine dedikleri yer tarla sınırının ayrıldığı yermiş. Tapuda ayırmış adamlar, kocamanda bir demir çubuk koymuşlar fiilen daha ayrılmadı diye. Tabi onun sonrasında bir dünya iş çıktı :) Aslında anlatacak o kadar çok anı var ki! Biraz daha büyüdüğümüzde beni aralarına almamaya başladılar. Aslında şimdi düşününce hepsi ergen tabi, normal. Ama o zamanlarda ben bunu anlamıyordum, beni gerçekten istemediklerini düşünüyordum. O yüzden onlara hep tuzaklar kurardım. Balkondan üstlerine kovayla su atmak mı istersin, bisikletlerinin tekerleklerini patlatmak mı ya da zincirlerini kerpetenle kesmek mi? Bahçede bulunan eşyalarını saklardım, toplarını keserdim. Ta ki bende büyüyene kadar sürdü bunlar. Ama biz her zaman birbirimizin en yakın arkadaşı olduk. Dertlerimizi, ilklerimizi, sevinçlerimizi paylaştık. Yediğimizi içtiğimizi paylaştık. Büyüdükçe, hayatlarımız değiştikçe bizlerde değiştik sanırım. Aramızda ki mesafeler git gide uçuruma dönüştü. Samet Abimle hala çok sık görüşüyorum. Semihle neredeyse hiç, bayramdan bayrama. Abimle ise aramızdaki sorundan dolayı görüşmüyoruz. (Aslında sorunda değil) Ama ben yine eskisi gibi olmak, her şeyimi paylaşmak istiyorum. Çocuklarımız da bizim gibi büyüsün istiyorum. Bu isteğim doğrultusunda bir adım attım abime karşı, hadi hayırlısı diyorum. Dünyalar tatlısı yeğenimi daha hiç görmedim. Fotoğraflardan görüyorum şuan. İnşallah gidince yakından göreceğim :) Deniz ile Yağız büyüyünce belki de çok yakın arkadaş olacaklar. Neden olmasın? Öyle olması da gerekmiyor mu? Sıra geldi şimdi ikinci adıma!!!
26 Temmuz 2013 Cuma
Ohh Anne Burası Çok Rahat, Daha da Yayılsam mı Acaba?
Yaklaşık 1 haftadır inanılmaz bir ağrı yaşıyorum. Neyse ki onunla yaşamaya alıştım.Sol göğsümün altı, normalde kalp olan bölge, şiddetli ağrıyor. Ama ilk yaşadığımda çok korktum, Yağız'a bir şey oluyor zannettim ve acile gittik gecenin bir yarısı. Hamile kişinin organlarının yer değiştirdiğini bir yerde okumuştum. Bunu birebir yaşayınca tasdik ettim :) Ertesi gün doktorum oğlumun rahatına çok düşkün olduğunu (Aynı annesi ve babası), sol göğsün altında şuan mide olduğunu ve ayaklarıyla ittirerek mekanik baskı yaptığını söyleyip ultrasonda gösterdi. Onu görünce sonradan benim film yerine oturdu. Ağrı başlamadan bir kaç gün önce o bölgede bir sertleşme oluyordu ve ayak izi çıkıyordu ama ben yanlış görüyorum herhalde diyordum. Doktordan geldiğimizden beri Yağız'ım ayağını ağzıma sokmaya çalışıyor galiba:) İnatla ittirip ayağının imzasını atıyor oraya. Ama dünyadaki en güzel duygu. Sabırsızlıkla bekliyorsun, kime benziyor, nasıl bir bebek olacak diye hayal kurup düşüncelere dalıyorsun. Bebeğinde sana tepki verip " Anne merak etme bak bu ayağım" diyor:) Son günlerde elini de gösteriyor benim minik kurbağam :)
Hamileliğim boyunca hiç sorun yaşamadım. Tek sorunum aldığım fazla kilolar ve insanların acımasız eleştirileri oldu. Onları da bir yerden sonra önemsemiyorsun zaten. Sadece bebeğin önemli senin için. Birkaç tanesini azarlayınca susuyorlar zaten kaldırım doktorları. Hele ki memlekettekiler!!!! Bu yüzden son zamanlarımda böyle bir ağrı yaşayınca çok korktum. Sebebini bilmediğin bir ağrıyı yaşamak kadar kötü bir durum yokmuş meğerse. Sanırım benim minik kurbağam dünyaya gelene kadar, "Özgürlük" diye bağırana kadar içerinin keyfini çıkaracak. Annelik zor zanaat vesselam. Ama çok güzel bir duygu:)
Etiketler:
Annelik,
Ayak İzi,
Özgürlük,
Pınarhisar
24 Temmuz 2013 Çarşamba
Memlekete İlk Yolculuğumuz...
Yağız'ımı nisan ayında memleketimize götürdük:) Özellikle ben istedim ki doğmadan oranın havasının kokusunu, suyunun tadını, davul-zurnasının sesinin tadını alsın. Bizim kerata gerçekten de davul zurna sesi duyunca hareket etmeye başladı. İlk hareketleriydi onlar. Acaba müzisyen mi olacak diye düşünüyorum bazen ya da Halk Oyunlarına gönül veren bir dansçı? Hele ki bu aralar müziklere bu kadar tepki verince :) Neden olmasın?
Böyle olur mu acaba:)
Arkadaşlarla buluştuk bir gün, tablo bu :)
Ben ve karnımda Yağız, Can arkadaşım Arzu ve dünyalar tatlısı oğlu Sancak, Hasret çektiğimiz güzel arkadaşımız İpek ve dünyalar güzeli kızı Melodi(Amerika'da yaşıyor) ve güzel kalpli arkadaşımız Nurdan. Bu sene 2 tam, 1 yarım ve 0 olarak buluştuk :) Seneye 3 tam 1 yarım belki de 4 tam olarak buluşacağız :) Sancak ile Melodi oynarken Yağız'ı aralarında hayal ettim hep. İnşallah Rabbim seneye izin verirse o günleri de göreceğiz.
Anneannemde yaklaşık 1 ay kaldım. Bol bol zaman geçirdik. Çok eğlenceliydi gerçekten. Yılmaz "Ne zaman gelirsin" diye sorduğunda "Doğurunca" diyordum hep. Hasretine dayanamadım tabi ki :)Mihriye Teyzemin doktorları bile şaşırtacak bulgu ve uyarılarıyla tatilimizi sonlardık. O uyarıları paylaşmak istiyorum:
- Çok yeme, çocuğun beyni donar (dondurma yiyorum)
- Çocuğun canı çeker, ye. (Ne görürsek yedirdiği zamanlarda)
- Çok hızlı yürüme, çocuğu zıplatma.
- Öyle yatma, ezilir çocuk:) (Sırt üstü yattığımda)
- Ve buradan yazamayacağım bazı cümleler:) Teyzem beni anladı:)
İyi ki var benim iyi yürekli Teyzem. Bir insan bu kadar iyi niyetli ve düşünceli olamaz. Ama teyzemi tanıyanlar böyle bir insanın varlığına inanıyor :) Eee neden olsa dedemin kızı :)
Hele ki Efsuncum Ablacım, Yağız'ın adını Hayrettin koydu.( Aslında Kayınpederinin adı. Hiç tanıyamadım. Seneler önce vefat etmiş. Rıdvan Abim babasına benziyormuş Bir parçada Hayrettin Amca ve Rıdvan Abime benzeyebilir o zaman.İyi huylu, iyi yürekli insanlar.) Efsuncum Ablacım Yağız'ı öyle çağıracak sanırım. İşin garip kısmı Efsuncum Ablacım karnıma doğru "Naber Hayrettin?" diye seslendiğinde Yağız hareketlenmeye başlıyor :) Ayrıca hareketlerini benden başka ilk defa Efsun Teyzesi hissetti :) Zaten bizim için çok özeldi daha da özelleşti Teyzesi...
Bu zıbını ya alacağım ya da yapacağım. Efsun Teyzesiyle fotoğraf çekeceğim :)
Etiketler:
Efsuncum Ablacım,
Mihriye Teyzem,
Pınarhisar
21 Temmuz 2013 Pazar
AŞERMELERİM :)
Daha önce aşeren bir hamile görünce çok özenirdim. Nasıl bir duygu acaba diye merak ederdim. Maalesef bu duyguyu tam anlamıyla yaşayamadım. Aslında her daim yanımda olan bir eşim var, ne istesem yapıyor. Bunu kullanmayı çok isterdim :)
Hamileliğimde ilk aşermemi henüz 6 haftalıkken yaşadım. Yılmaz ile evde "Çakallarla Dans 2" filmini izliyorduk. Filmin bir sahnesinde adam o kadar güzel balık yiyordu ki (Bende bir balık düşkünüyüm)ağlayasım geldi, gözlerim doldu. Bunu gören Yılmaz " Aşkım çıkalım hemen yiyelim" diye heveslendi. Ancak Bolu'da gece yarısı açık restaurant bulmak ne mümkün. Ancak ertesi gün aşermemim sonucuna varabildim. Gerçekten ertesi güne kadar zaman geçmedi.
Daha sonraları öğrendiğim bir Trakya yöntemi bu aşermelere çare oluyormuş onu öğrendim. Benim canımın içi Mihriye Teyzem bir şey göreyim ya da koksun hemen "Avucunu yala" diyerek bana avcumu yalatma görevini üstlendi. Şaka değil işe yarıyor gerçekten. Hepsi psikolojik değil mi zaten?
Bu ilk aşermemdi. İkincisi ise Pınarhisar'da (Kırklareli) yaşayanlar bilir. Bizim orada mezarlık yolu vardır. Akşam üstü olunca insanlar mezarlık yolunda yürüyüşe çıkarlar. Çocukluğumdan beri hiç değişmedi bu gelenek. O kadar güzel toprak ve ayçiçeği kokar ki oralar.
İlk defa oraya gidenler anlayamayabilir dediklerimi. O koku muhteşemdir. Her neyse bunu Yılmaz'a söylediğimde önce güldü, sonra " Aşkım başkalarının eşleri erik aşeriyor, karpuz aşeriyor." diye tepki verdi :) Haklı aslında. Neyse ki Nisan ayında bu aşermemi yaşadım. Ama henüz ayçiçekleri yoktu :( Sonuç olarak Yağız'ım bana zorluk çıkarmayan bir hamilelik yaşatıyor. Mide bulantısı, baş dönmesi, aşerme gibi olayları yaşamadım. Artık 9. ayın içinde olduğumuz için çok oynuyor minik kurbağa. Midemi ittiriyor. Ayağı neredeyse midemin içinde :) Doğunca hesaplaşacağız artık fıstığımla :)
Etiketler:
Aşerme,
Mihriye Teyzem,
Pınarhisar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




































