30 Eylül 2013 Pazartesi

Zeynep Teyzesi ve Burak Amcası- Ankara Yolculuğumuz 2


      Ankara'ya ilk yolculuğunda karnımdaydın daha :) Bu sefer kucağımdayken adım attık Ankara'ya. Ankara' da ki ilklerini sayıyorum canımın içi:

  • Bolu dışına ilk defa çıktın.
  • Zeynep Teyzen ve Burak Amcan ile ilk defa karşılaştın. ( Aslında seni görmeye Bolu'ya geldiler. Ama sen sarılıktan dolayı hastanede yatıyordun)
  • Ecrin ile ilk defa karşılaştın.
  • Kendi evin ve yatağın dışında ilk kez başka bir ev ve yatakta uyudun. ( Zeynep Teyzen sana muhteşem bir yatak hazırlamıştı. Büyük olsan yastığının altına anahtar koyardık ;) Batıl inanç)
  • Annen ve baban dışında ilk kez Burak Amcan gazını çıkarttı ve onun kucağında o kadar huzurlu uyudun ki anlatamam.
    Ecrin'in seni bazı hallerde görüp farklı yorumlamasına Zeynep Teyzenle çok güldük :) Büyüyünce anlatırım sana artık. Seni önce ürkek bir şekilde, daha sonra babasının da teşvikiyle  "Cici cici" diye sevmesi çok güzel bir kareydi. Zeynep Teyzen biraz rahatsızdı. O yüzden seni çok fazla kucağına alamadı, içi gitti. En sonunda dayanamadı ve kucakladı.  Biraz büyüyüp bazı şeyleri anlamaya başlasan sende bizim gibi çok seveceksin teyzenle amcanı. Yeryüzünde tanıdığım en güzel, dürüst, temiz, sıcakkanlı,.. insanlar. En yakınım, dostum, canım benim Zeynep Teyzen. Burak Amcanda aynen öyle. Biz Burak Amcanı ve Zeynep Teyzeni çok seviyoruz. Ecrin'e bayılıyoruz. Eminim ki sende çok seveceksin. Onları tanımanı dört gözle bekliyorum minik kurbağam :) İşte bu güzel çift Zeynep Teyzen ve Burak Amcan. Dünyalar güzeli kız da Ecrin :)



29 Eylül 2013 Pazar

Yağız ve Hasan

         Bugün Mehmet Abi'nin oğlu  Hasan ile Yağız'ım ilk defa karşılaştılar. Büyük ihtimalle önümüzdeki yıllarda çok yakın arkadaş olacakları için yazmak istedim ilk günlerini :) Hasan 4.5 aylık, Yağız 2 aylık. Şuan çok büyük fark var. Ancak yaşları dolunca yani 1 yaşını doldurduklarında fark kalmaz. Sonuçta aynı yaştalar ve aynı yıl okula başlayacaklar. Dünyalar tatlısı Hasan az da olsa ağlamaya başlayınca Yağız da başlıyor. Hasan'ı kucağıma aldığımda ters ters bakıyor bana oğlum :) Bugün ikisi de büyümüşte küçülmüş denecek hareketler yaptılar. Sanki biliyormuş gibi aynı anda uyuyup aynı anda uyandılar. İyi arkadaş olurlar mı bilmem ama (olmalarını çok isterim) ilk günlerini bilsinler istedim. İki melek bir arada :)


28 Eylül 2013 Cumartesi

Bahar Bizden Yana


     Sonbaharı çok seviyorum.Dökülen yapraklar, hafif serin hava, içilen sıcak içecekler, rahat kıyafetler (Hele ki doğum kilonuz varsa :) ), uzun gecelerde izlenen filmler ve örülen örgüler,... Ama bu sene sonbahar erken gelirse diye çok endişelendim, ya oğlumla dışarıda vakit geçiremezsem diye.  Ama bahar bizden yana oldu :) Havalar çok güzel gidiyor, bahar geldi ama çok serin değil, tam benim oğluma göre. Bol bol geziyoruz oğlumla. Sabahtan evdeki işlerimizi hallediyorum oğlum da akıllı uslu beni bekliyor. Sonra gezmeye çıkıyoruz. Benim minik bebeğim hem dışarıya, hem havaya alışmış oluyor. Bağışıklık sistemi güçleniyor. Aynı zamanda bende spor yapmış oluyorum. Bir taşla iki kuş vuruyoruz oğlumla. 

      

Annesine Benzemiyor, İyi ki Benzemiyor :)

    
        Ben küçükken tam anlamıyla doktor, hemşire ve sağlık personeli düşmanıydım. Polisten korkmasam taşlardım hepsini :) Bu faaliyeti yapmayı düşündüğüm yaş aralığı 5-11. 11 yaşından 29 yaşına kadarda pek sevmezdim. Sebebi, İĞNE korkusu :) Küçükken çok fazla korkutmuşlar beni iğne ile. Bende tüm sağlık personelini iğne gibi görüyordum. Çocukluk psikolojisi işte. Ömrüm boyuca zorunlu aşılar dışında iğne olmadım. Zorunlulardan da hep kaçtım ama bir yerde yakalandım :) Arzu'm iyi bilir bu hallerimizi :)  Ta ki hamile kalana dek. Kan vere vere iğne korkumu yendim. Oğlum bu konuda bana hiç benzememiş. Kan alınırken ve iğne yapılırken sadece o anda bir çığlık atıp susuyor. İğneyi yapan ya da kan alan personel diyor ki " Maşallah, hiç ağlamıyor. Bazı bebekler çok ağlıyor" Bu konuda bana benzememiş. Kaç tane hemşirenin saçlarına yapıştım küçükken. Ama kendime şaşırdığım bir nokta var. O da oğluma iğne yapılırken ya da kan alınırken çok rahat bir şekilde yanında duruyor olmam. Sadece onun canı acıyacak diye korkuyorum. Fazla endişelenmemeye çalışıyorum ki oğluma geçmesin. Endişe ve kaygı duygusunu şimdiden öğrenip yaşamasın. Annelik insana bütün hayatı boyunca birlikte yaşadığı korkuları yenmesini öğretiyormuş. "Asla" dediğin şeyleri anneyken yapıyormuş insan. Üstelik hiç düşünmeden ve korkmadan.



21 Eylül 2013 Cumartesi

Baba Oğul Şarkıcı :)



           Ben babanı tanıdığımdan beri şarkı söylemeyi çok seviyor. Bende çok seviyorum ama baban bu işi daha eğlenceli hale getiriyor. Babanla bir koro maceramız var. Onu daha sonra anlatırım. Evin her köşesinde, arabada, yolda, hastanede,... aklına gelen her yerde şarkı söylemeye başlayabiliyor. Düğmesi var sanki. Bas düğmeye, baban şarkı söylemeye başlasın. Artık işin güzel tarafı sende babana eşlik etmeye başladın :) Ben senin bezinle boğuşurken annecim, baban senin başına oturmuş garip garip sesler çıkarıyordu. Bir zaman sonra baktık ki baban ne yaparsa sende aynısını yapıyorsun :) Evde bağıra bağıra şarkı söyleyen sadece baban vardı. Artık sende öğrendiğine göre baba oğul şarkıcılık yaparsınız :) Villalarda oturtursunuz beni: ) 
(Türk filmlerde öyle deniyor :) )


20 Eylül 2013 Cuma

Doğanın Kanunu

   
        Ne kadar çabuk büyüyorsun minik kurbağam :) Babanla her gün gözümüzle ölçüp tartıyoruz. Bize o kadar şaşırtıcı geliyor ki! Sanki kimsenin çocuğu gülmüyor, boyu uzamıyor, kilo almıyor, gaz çıkarmıyor, "aguuu" demiyor, kendi kendine hareketler yapmıyor. Bir kere "aguu" dediğinde babanla kendimizden geçiyoruz. "Aşkım duydun mu ne dedi?" Sanki konuşmuşsun, masal anlatıyormuşsun gibi davranıyoruz :)  :)
İnsana gaz çıkartma sesi bu kadar mı güzel gelir? Senfoni orkestrası maşallah :) Bayılıyoruz o sese :) Ayrıca artık eşsiz kokular yaymaya başladın, babanın tepkilerini sana büyüyünce anlatırım. Ben çok gülüyorum babanın yüz ifadesine. 
         Seni yıkamak çok büyük bir zevk veriyor bana. Tek bağırdığın zaman suyu dökmediğim zaman. Suyu çok seviyorsun canımın içi. Seneye yaza seni tatile götüreceğim. O zamanda suyu görünce elini ayağını çırpacak mısın bakalım? Ben seni yıkarken baban sürekli videonu çekiyor. Birinin bu işlemi gerçekleştirmesi lazım değil mi ama? Büyüyünce izleyeceksin inşallah. Arşivliyoruz videolarını ve fotoğraflarını fıstığım. Demem o ki zaman çabuk geçiyor ve sen çabuk büyümeye başladın. Bir taraftan çabuk büyümeni istiyorum paylaşımlarımız ve faaliyetlerimiz artsın diye, bir taraftan da büyüme seni hep kucağımda taşıyayım istiyorum. Ama doğanın kanunu büyüyorsun minik kurbağam :)



Fotoğraflar Efsun Teyzenin Şaheseri :)




16 Eylül 2013 Pazartesi

Zamane Müzikleri Değil, Trakya Müzikleri :) :)

          
          Oğlum ile her gün yaptığımız faaliyetler var artık. En çok sevdiğim faaliyetlerden biri, Rumeli TV ya da Tek Rumeli TV'yi açıp "İnce Giyerim İnce", "Deryalar", "Zeytinyağlı Yiyemem", "Kaynana", "Ramo", "Şefo'nun Evi", "Çalın Davulları"... gibi memleket türkülerini dinlemek :) Mest oluyor resmen. Hele ki roman havalarında ben oynamaya başlayınca minik kurbağamın, gözlerini boncuk boncuk açıp beni izlemeye çalışması yok mu? O zamanda bende mest oluyorum :) Canımın içi, TRAKYA BEBESİ YAHUU!!!!!