15 Eylül 2013 Pazar

Evde Açılay Var :)


          Minik kurbağam, bugün uyurken, bende işlerimi halletmek üzere mutfaktaydım. Yaklaşık 10 dakika sonra Yağız'dan öyle bir çığlık geldi ki, nasıl yanına gittiğimi bilemedim. Zannedersiniz ki biri boğazlıyor. Gittiğimde manzara çok komikti :) Bizim ufaklık, eldivenini çıkarmış (eldivenini sadece yatarken giydiriyorum, hiç bir işe yaramıyormuş meğerse :) ) elini kafasının arkasına sokmuş, saçını da kavramış, o kadar güçlü çekiyor ki! Tabi o can havliyle bas bas bağırıyor :) Neyse oğlumu kendi kurduğu tuzaktan kurtardım. Uykusuna kaldığı yerden devam etti. Hangisine gülsem bilemedim. Saçını çekmesine mi?  O kadar canı yanarken elini kurtardıktan sonra uykusuna kaldığı yerden devam etmesine mi? Oğlum öyle yapınca gözümün önüne birden, "Yalan Dünya" dizisinde ki Açılay geldi! Aynı onun gibi uyudu :)



14 Eylül 2013 Cumartesi

Anne Kanguru :)

       Gurbette yaşayanların hepsinin  başına geliyordur. Ben nereye gitsem Yağız'ı da götürüyorum. Koyuyorum arabaya, gezmeye, markete, belediyeye, manava, pazara, kahve içmeye... Yavru kangurum benim :) Bizi gören insanlar kesin yeni doğmuş bebeği dışarı çıkarmış diye kınıyorlardır. Onlar bana garip bakınca kendimi anne kanguru gibi hissediyorum :) Ben halimden çok memnunum. Oğlumun her anını yaşıyorum, neye nasıl tepki veriyor, neyi seviyor neyi sevmiyor. Şimdiden annesi gibi gezmeyi çok sevdi oğlum. Seneye yaza tutmayın bizi :)


13 Eylül 2013 Cuma

Hayat Devam Ediyor

         Bir taraftan Gümüşüme veda etmek zorunda kalırken(08.09.13) bir taraftan oğlum gün geçtikçe büyüyor. Gümüş'ün yokluğuna alışmaya çalışmak gerçekten çok zor. O benim her şeyimdi, çeyizim, dostum, sırdaşım, ev arkadaşım,  göz bebeğimdi. Mahalle baskısına rağmen Yağız ile iyi anlaşmışlardı. Klasik Türk milletine göre çocukla hayvan aynı evde olmaz. Kaldı ki ben Gümüşüme o gözle bakmıyordum ki! Evimizin bir bireyiydi.  
      Yağız doğduktan sonra herkes evimin düzenine karışmaya kalktı,ben kimsenin düzenine karışmıyorken üstelik. Gümüş'ün evden çıkması gerekiyormuş! Çocuk benim çocuğum, benim kadar kimse onu düşünemez aynı şekilde Gümüş'ü de. Üstüne üstlük birde Gümüş melek olduktan sonra gayet rahat bir biçimde "Böylesi belki daha iyi oldu" diyen mi istersin, " Bende önemli bir şey oldu sandım" diyen mi? Kimse kimseyi ya da hayatını sevmek zorunda değil, ama saygı duymasını bilseler çok iyi olacaktı. Ben zaten çok üzgünüm, hala daha çok üzgünüm. Kelimelere dökemiyorum. Gözümün önüne geliyor kızımın oyunları, uyuması, yemek yemesi, bana yalvarması, mır mır yapması, Yılmaz'a kur yapması Yağız'a koşuşu,.... 
      Oğlum Gümüş'ü tanıyamayacak. Bu beni daha çok üzüyor. Ama hayvanları sevmesi için elimden geleni yapacağım. Hayvanlara canlı muamelesi yapmasını öğreteceğim, yaratık değil. Hayvanların bize Allah'ın emaneti olduğunu öğreteceğim.
      Canım Dedemin bir lafı vardı:
      "HAYVANLARI SEVEN İNSANLARI SEVER"


SENİ ÇOK ÖZLÜYORUM CANIMIN İÇİ :(

6 Eylül 2013 Cuma

Anne mi Evladını İyi Tanır, Evlat mı Annesini?

         
        Yazımın başlığı o kadar önemli ki, insanın hayatını etkiliyor. Ya çok güçlü olursun hayata ve insanlara karşı ya da ezilirsin çünkü öz güvenin olmaz. Ben annesi tarafından tanınamayanlardanım. Huyumu, suyumu, sevdiklerimi, sevmediklerimi, hobilerimi, fobilerimi,.. bilmezdi annem. O yüzden herhalde ben hayata karşı güçlü, yeri geldiğinde acımasız ve kararlı, oğluma karşı da o kadar duyarlıyım. Annem kendi kafasına göre ya da kendi istediklerine göre benim adıma karar verirdi. Tabi benim isteklerimi bilmezdi. Ama beni tanısaydı ya da çabalasaydı, benim adıma karar verirken en azından benim isteklerimi göz önüne alırdı.  Ben bir evlat olarak her zaman önceden tahmin ettim yapacaklarını, söyleyeceklerini ve hep doğru çıktı. Huyunu suyunu çok iyi biliyorum yani :) Bir insanı tanımak ile tanıdığını zannetmek arasında dağlar kadar fark var. Huyunu sevmeyebilirsin ama saygı duymayı bileceksin. Müdahale etmeyi, avucumun içine alırım, istediğimi yaptırırım fikrini unutacaksın. Herkesin hayatı kendine, doğrusuyla yanlışıyla kendine. Ömrüm boyunca müdahaleyi sevmedim, birinin lafına uyarak hareket etmedim. Oğlumda benim gibi, babası gibi olsun istiyorum. Kendi doğruları olsun. İlla ki unutulmaması gereken bir şey var, her zaman söylediğim. Bebekler, çocuklar beyaz birer sayfadır. Üzerine ne yazarsak onu okuruz. Yazılarımız güzel olur inşallah. 
       Oğlumun dakikasını kaçıracağım diye çok korkuyorum. Daha şimdiden sevdiği sevmediği şeyleri hafızama kazıyorum. Hareketlerini, çıkardığı sesleri, uyku saati, yeme saati,... Anne olmak kolay olmadığı kadar çok zevkli. Zevkini çıkarmayı bileceksin! 



       

3 Eylül 2013 Salı

Bugün günlerden....


         Minik kurbağam, 2 sene önce bugün annen ile babanın düğünü vardı:) 




En güzel günümdü, nikahımızdan sonra :) Başkasının düğününde oynar gibi oynadı bu annen gelinliğinin içinde. Baban da benimle aynı durumdaydı. Bir ara elimizde davullar vardı. Babanla karşılıklı çalıyorduk. Hayatım boyunca en çok eğlendiğim, doyamadığım, tekrar olsa hayır demeyeceğim bir geceydi. Tüm sevdiklerimiz yanımızdaydı. Sabahtan akşama kadar çok güzel bir gündü. İşte bizim küçük aşk meyvemiz, büyüdüğünde izleyebileceğin videolarımız, bakabileceğin çok güzel düğün fotoğraflarımız ve dinleyeceğin annen ile babanın çok güzel bir hikayesi var. Allahım iyi ki babanı ve seni bana vermiş :) 

Kaldık mı Baş Başa


        Mihriye Ananemiz gitti :( Yalnız kaldık. Artık tam olarak ev işlerini de ben yapacağım. Prenseslik dönemi bitti :) Ananemiz buradayken ben sadece Yağızla ilgileniyordum. Ananemize ne yapsak azdır. Çünkü bebeğimle birbirimize alışma döneminde sadece onunlaydım. Oğluma harcadım tam zamanımı. Bu yüzden alışmamız çok kısa zaman aldı. Ayrıca çok zevkli zamanlar geçirdik. 
        Bu ilk günümüzdü ve güzel geçiyor. Yağız uyuyunca ben ilk uyku arasında ev işlerine halletmeye çalıştım. Tekrar uyandı, emdi, altını aldım, Yağızıma şarkı söyledim, uzun uzun konuştum ve tekrar uyudu. Sonra ben kişisel işlerime baktım, bir sonra ki uyku arasında kitap okudum, bir sonrakinde yazmam gereken projelerime göz attım (para da kazanmamız lazım) bir sonrakinde  kalan ev işlerini hallettim diğerinde bilgisayarda vakit geçirdim. Anladım ki bu şekilde düzene sokarsam her şey yolunda gidecek. Sadece gün geçtikçe Yağızla daha çok ilgilenmem gerekecek, diğer işlerimle daha az. Belki de 1 saatte bitirebileceğim bir işi 2 günde bitireceğim. Hiç önemli değil, oğlumla vakit geçirmek, onun her anını yaşamak ve şahit olmak gibisi var mı?
        Bu arada babamız çok yoğun çalışmasına rağmen hep yanımızda olmaya çalışıyor.  Gündüz her aradığımızda yanımızda. Eğer gelemiyorsa biz yanına gidiyoruz babamızın. Onuda mutlu ediyoruz bizde mutlu oluyoruz.

       

2 Eylül 2013 Pazartesi

Her Gün Bir Adım İleri

       
           "Sağ olan büyüyor" diye bir laf var. Kendimizde bunu bir türlü görmeyiz. Ama çocuğumuzda tam anlamıyla yaşıyormuşuz. Hamileliğimde zamanın ne kadar çabuk geçtiğini anladım. "Zaman çabuk geçiyor ve ben kaçıyorum. Hayat güzel ve her anını yaşamalıyım" dedim. Yağız doğduğunda ise her gün adım adım büyüdüğünü izlemek ilahi bir güç gerçekten. Doğduğunda hareketleri sınırlı ve bakışları boştu. Gün gün değişmeye başladı. El ve kol hareketleri hızlandı, kafasını sabit tutmaya ve kaldırmaya başladı, bakışları değişti, daha anlamlı bakmaya başladı, 28 günlük olmasına rağmen her hareketinin bir anlamı var. Benimle arasında o kadar farklı bir bağ oluştu ki! Her hareketinin anlamını biliyorum. Yağız da benim hareketlerimi anlıyor. Kucağıma alacağım zaman, emzireceğim zaman, onu öpeceğim zaman, gezmeye gideceğimiz zaman, ana kucağına ya da beşiğine yatıracağım zaman, ilacını ya da rezene çayını içeceği zaman her hareketimi anlıyor ve ayırt ediyor.  Her gün bir adım ileri gidiyoruz :) Ve ben bu adımları izlerken çok büyük zevk alıyorum :)
         Sizlerle okuduğum bir şeyi paylaşmak istiyorum.  Mutlaka uygulayın;

0 – 3 YAŞ ZEKA GELİŞTİRİCİ AKTİVİTELER

0 – 4 Ay Bebeklerde Beyin Geliştirici Aktiviteler

Bebeğinizi kucaklayın ve sevgi dolu sözler söyleyin. Bebeğinizle sık sık konuşun. Konuşurken gözlerine bakın. Bebeğinizi ismi ile çağırın. Bebeğinize obje resimleri gösterin, bu yaşlarda bebekler dünyayı keşfederken daha çok görme duyusunu kullanır. Bebeğinizin görüş alanı içinde ilginç obje veya oyuncakları hareket ettirin. Hareket onun ilgisini çekecektir. El ve ayak parmakları ile oynayın, özellikle sayı sayarken. Onun yüzünüzü elleri ile araştırmasına izin verin. Tekerleme ve ninniler söyleyin. Bebekler tekrardan hoşlanırlar. Farklı şeyler görebilmesi için bebeğinizi yürüyüşe çıkarın ve gördüğünüz şeyleri ona anlatın. Bebeğinizi aynanın önüne götürüp yüzünde değişik bölgeleri gösterin. Abartılı mimikler yapın, eğlenceli sesler çıkarın. Bebeğinizin oyuncakları ve diğer objeleri eline almasına ve yere atmasına izin verin. Bu, onun farklı sesleri, düşme kavramını ve ellerini kontrol etmesini öğrenmesini sağlar. Tahta kaşıklar veya başka basit aletlerle ritmik sesler çıkarın. Bebeğinizi de yapması için cesaretlendirin. Bir kutunun içine sallayınca ses çıkaracak malzemeler koyun. Bunların içinde ne olduğunu sorun ve objenin adını söylerken bebeğinizin dokunmasına izin verin.

4- 6 Ay Bebeklerde Beyin Geliştirici Aktiviteler

Bebeğinizi kucaklayın ve sevgi dolu sözler söyleyin. Bebeğinizle sık sık konuşun. Konuşurken gözlerine bakın. Bebeğinizi ismi ile çağırın. Bebeğinize obje resimleri gösterin, bu yaşlarda bebekler dünyayı keşfederken daha çok görme duyusunu kullanır. Bebeğinizin görüş alanı içinde ilginç obje veya oyuncakları hareket ettirin. Hareket onun ilgisini çekecektir. El ve ayak parmakları ile oynayın, özellikle de sayı sayarken. Onun yüzünüzü elleri ile araştırmasına izin verin. Tekerleme ve ninniler söyleyin. Bebekler tekrardan hoşlanırlar. Farklı şeyler görebilmesi için bebeğinizi yürüyüşe çıkarın ve gördüğünüz şeyleri ona anlatın. Bebeğinizi aynanın önüne götürüp yüzünde değişik bölgeleri gösterin. Abartılı mimikler yapın, eğlenceli sesler çıkarın. Bebeğinizin oyuncakları ve diğer objeleri eline almasına ve yere atmasına izin verin. Bu, onun farklı sesleri, düşme kavramını ve ellerini kontrol etmesini öğrenmesini sağlar. Tahta kaşıklar veya başka basit aletlerle ritmik sesler çıkarın. Bebeğinizi de yapması için cesaretlendirin. Bir kutunun içine sallayınca ses çıkaracak malzemeler koyun. Bunların içinde ne olduğunu sorun ve objenin adını söylerken bebeğinizin dokunmasına izin verin.

6- 12 Ay Bebeklerde Beyin Geliştirici Aktiviteler

Bebeğinizi sık sık kucakların ve ona sevgi dolu sözler söyleyin. Evde yaptığınız işlerle ilgili onunla konuşun. Ne yaptığınızı ve neden yaptığınızı anlatın. Ninni ve tekerlemeler söyleyin, müzik dinletin. Müzik matematik, dil ve diğer beceriler ile ilgili alanları uyarır. Küpleri üst üste dizip devirin. “Alt” ve “üst” kavramlarını anlaması için ona ne yaptığınızı anlatın. Bebeğinizi aynanın önünde tutun ve yüzünün bölümlerini ona gösterin. Neden sonuç ilişkisini anlatın. Örneğin elektrik düğmesine basılınca ışık açılır veya musluğu açınca su akar gibi. 9-12 aylık olduğunda gözetim altındayken bunları denetin. Bebeğinizin başka çocuklarla bir araya gelmesini sağlayın. Bir kabın içinde top yuvarlayın. Hışırtılı sesler çıkaran objeleri buruşturun, bu tip sesler bebeğinizin hoşuna gidecektir. Kutu, tencere, plastik kap gibi malzemelerle oynayın. Küçük objeleri büyüklerin içine yerleştirin, kapaklarını kapatın. Dergi ve gazetelerden insan ve obje resimleri gösterin. Böylece resimlerin gerçek objeleri temsil ettiğini ve hepsinin birer adı olduğunu öğrenir. Beraber topu ileri geri yuvarlayın. Bir objeyi havlu altına saklayarak bulmasını sağlayın. Böylece “altında” kavramını öğretmiş olursunuz. Bebeğinize değişik ve yeni yerler gezdirin ve gördüklerinizi anlatın. Adını söyleyerek bir objeyi bebeğinize verin ve geri vermesini isteyin. En sevdiği oyuncakları saklayıp nerede olduğunu bulmasını isteyin. Bebeğinize kâğıt ve kalem verip, neler yapabileceğini gösterin. Ellerinizi çırpın ve onun taklit etmesini isteyin

1 yaşa kadar bebeklerde zekâ geliştirici aktiviteler

Bebeğinizle var olma, varlıklara dikkat etme konularında çalışabilirsiniz. Saklama ve saklanma oyunları buna destek olabilir. Bebeğin yüzüne ince bir örtü örterseniz, örtüyü çekecektir. Onunla “Ce-e oyunları” oynayabilirsiniz. Sevdiği bir nesneyi, o izlerken, uzanabileceği bir yere saklayarak bulmasını isteyebilirsiniz. Benzer veya aynı kapların altına bir nesneyi saklayarak bulmasını ya da 3 tane küpü üst üste dizmesini isteyebilirsiniz. Her sayfasında sadece bir nesnenin tanıtıldığı kitapları birlikte okuyabilir ve ona isimlerini öğretebilirsiniz. Vücut bölümleri ile ilgili kısa ve tekrarlı şarkılar öğretebilirsiniz.

1-2 yaş çocuklarda zekâ geliştirici aktiviteler

Artık nesneler ile resimlerini eşleme çalışmaları yapabilirsiniz. Örneğin, top resmini gösterip, bir arada duran top, araba ve bebekten resimdekini getirmesini isteyebilirsiniz. Tek nesnenin tanıtıldığı kitaplardan adını söylediğiniz nesnenin ya da varlığın sayfasını bulmasını isteyebilirsiniz. Sayfayı bulduğunda bunun hakkında konuşabilirsiniz. Bebeğiniz artık ayakta durabildiği ve yürüyebildiği için beden hareketleri ile eşlik edebileceği şarkılar öğretebilirsiniz. Ona bezini getirmek, kâğıdı çöpe atmak gibi basit görevler verebilirsiniz.

2-3 yaş çocuklarda zekâ geliştirici aktiviteler

İç içe geçen ve kule yapılabilen kaplar ile oynayabilir, nesnelerin konumları ile ilgili egzersizler yapabilirsiniz. Aynı renkteki eşyaları eşleme; üçgen, daire ve kare şekillerini eşleme çalışmaları yapabilirsiniz. Bebeğinize kısa hikâyeleri olan kitaplar okuyabilir, onunla şarkılı oyunlar oynayabilirsiniz.

Aktiviteleri yaparken çocuğunuzun deneyerek öğrenmesi gerektiğini unutmamalısınız. Ona zaman tanımalısınız. Yardımcı ve öğretici olmalısınız. Böylece birkaç denemeden sonra çocuğunuz oyunlara daha katılımcı olacaktır. Kendisi de yeni oyunlar türetebilecektir. Öğrenmenin eğlenceli olduğunu ona yaşatmalı, birlikte eğlenerek, zevk alarak öğrenmelisiniz. Unutmayın, sizin de onlardan öğrenecek çok şeyiniz var.