Mihriye Teyzem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mihriye Teyzem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2013 Salı

Acaba Olur mu?


         Oğlum gün geçtikçe büyüyor. Artık seyahatlerimiz artıyor :) Babasının İstanbul'da eğitimi vardı. Biz de yalnız kalmak istemedik ve oğlumun Mihriye Ananesine geldik :) Gebze'deyiz:) Minik Kurbağam biraz hava değişimi yaşadı. Yatarak uyuyan melek uyumuyor, hep etrafı seyrediyor ve "agu"larını bırakmıyor. Aslında Mihriye Ananesinin kokusunu aldı ve hep kucak istiyor. Çünkü Mihriye Ananesi Yağız'ı kucağına alıyor ve saatlerce onunla konuşuyordu. Yağız da bunu çok seviyordu. 1 aydır görmüyorlar birbirlerini ama Yağız bunu unutmamış. Teyzem konuştukça Yağız gülücükler saçıyor etrafa. Bir şey fark ettik ki güldükçe anneme benziyor, ananesine yani :) Kan bu sonuçta, çekiyor. Anneme o kadar çok benziyor ki mimikleri, gülmesi, kıyamam ona ben. Oğlum ananesini ve dedesini tanımıyor hala. Ama en yakın zamanda tanıştırmak istiyoruz. Torunlarını görsünler istiyoruz. Umarım görmek isterler. Yağız'ım da ananesini ve dedesini görsün onlara da gülücükler atsın istiyoruz. 
       Bakalım oğlum, ananen ve deden ne diyecekler talebimize?  Yaşananlar geride kalsın istiyoruz meleğim. Olursa süper olur, olmazsa kısmet artık. Böyle olsun bizde istemezdik ama oldu. Olması yaşanması gerekiyormuş. Ortada bir yanlış yada hata yok. Görüş ayrılığı var sadece. Neyse geçmiş geçmişte kaldı. Umarım ananen ve dedende bizim gibi düşünür ve senin için her şeyi geride bırakıp bize kucak açarlar. Olmazsa da artık yolumuza bakacağız. Seneler sonra bu yazıyı okuduğunda belkide ananen yanında olacak ve birlikte okuyup bu yaşanmışlıklara güleceksiniz. O kareyi canlandırdım gözümde birden. Yağız'ım, annem ve babam... ÇOK GÜZEL. Burada kendimi, duygularımı, özlemlerimi düşünmüyorum. Önemli olan oğlum ve ilişkileri...

   NOT:Daha önce ki yazılarımda "Anne mi Evladını İyi Tanır, Evlat mı Annesini?" başlıklı bir yazı yazmıştım. Sanırım bazı kişiler tarafından yanlış anlaşılmış ;) Ben bu yazıyı ANNEMİ KÖTÜLEMEK İÇİN YAZMADIM. Ama kapasite meselesi tabi. Annemle bazı sorunlar yaşamış olabiliriz ama ben hiçbir yerde annemi kötülemedim, kötülemem de. Sonuçta o benim ANNEM. Bu blogu oğlum için yazıyorum. Benim o yazıda anlatmaya çalıştığım bir şey vardı. Herkesin anlamasına gerek yok. OĞLUM ANLASA YETER BANA !!!






3 Eylül 2013 Salı

Kaldık mı Baş Başa


        Mihriye Ananemiz gitti :( Yalnız kaldık. Artık tam olarak ev işlerini de ben yapacağım. Prenseslik dönemi bitti :) Ananemiz buradayken ben sadece Yağızla ilgileniyordum. Ananemize ne yapsak azdır. Çünkü bebeğimle birbirimize alışma döneminde sadece onunlaydım. Oğluma harcadım tam zamanımı. Bu yüzden alışmamız çok kısa zaman aldı. Ayrıca çok zevkli zamanlar geçirdik. 
        Bu ilk günümüzdü ve güzel geçiyor. Yağız uyuyunca ben ilk uyku arasında ev işlerine halletmeye çalıştım. Tekrar uyandı, emdi, altını aldım, Yağızıma şarkı söyledim, uzun uzun konuştum ve tekrar uyudu. Sonra ben kişisel işlerime baktım, bir sonra ki uyku arasında kitap okudum, bir sonrakinde yazmam gereken projelerime göz attım (para da kazanmamız lazım) bir sonrakinde  kalan ev işlerini hallettim diğerinde bilgisayarda vakit geçirdim. Anladım ki bu şekilde düzene sokarsam her şey yolunda gidecek. Sadece gün geçtikçe Yağızla daha çok ilgilenmem gerekecek, diğer işlerimle daha az. Belki de 1 saatte bitirebileceğim bir işi 2 günde bitireceğim. Hiç önemli değil, oğlumla vakit geçirmek, onun her anını yaşamak ve şahit olmak gibisi var mı?
        Bu arada babamız çok yoğun çalışmasına rağmen hep yanımızda olmaya çalışıyor.  Gündüz her aradığımızda yanımızda. Eğer gelemiyorsa biz yanına gidiyoruz babamızın. Onuda mutlu ediyoruz bizde mutlu oluyoruz.

       

25 Ağustos 2013 Pazar

Haydi Millet Abant'a...

          
         Oğlum fiziksel olarak cuma günü Efsun Teyzesi, Eser Dayısı ve Rıdvan Amcasıyla tanıştı. Birbirlerini çok sevdiler. İlk başta Eser Dayısı ve Rıdvan Amcası "Tutamam ben onu, kırarım bir tarafını" dese de ilerleyen saatlerde ve ertesi gün kucağından indirmedi :)
          Dün sabahtan ailecek, Mihriye Ananesi, Serap Annesi, Efsun Teyzesi, Eser Dayısı,Rıdvan Amcası, babası, annesi ve tabi ki oğlum Abant Gölü'ne gittik. Havada çok güzeldi, keyfimizde çok iyiydi. Oğlum dışarıyı ve gezmeyi çok sevdi. Boncuk boncuk dışarıyı seyrederken birden bire uyuması da ayrı bir güzeldi.  Bütün ilginin üzerinde olmasını kullanmadı benim oğlum. Ne bebekler var biliyorum, doğar doğmaz şımarır. Bebek ne bilir diye düşünmemek gerekir. Bebekler doğar doğmaz her şeyin farkındadır. Neyse günümüze geri dönelim :) İkinci yarı kırk uçurma gibi oldu :)

Abant'ta vazgeçilmezimiz, tahta yol :)


Annesi daha fazla kilolarından kurtulumadığı için oğlum minik gözüküyor :)


Oğlum Abant'ta oksijeni alınca uyuyakaldı :)


 Mihriye Ananesi ve Serap Annesi de yalnız bırakmazmış oğlumu


Babası halinden gayet memnun:)




Manzara gerçekten çok güzel, insan doğanın içinde kayboluyor.


Ahşap yolda romantik dakikalar :)





Oğlumu kaçırıp geri getirdiler :)


Teyzesiyle gezmelerde oğlum


Oğlumu kucağına alan kaçırmak istiyor :)





Canımın içi benim için kuşburnu topluyor, Ellerine dikenler battı Aşkımın, kıyamam :(







Aşkımızın tohumu :)




HER GÜNÜMÜZ BÖYLE NEŞE DOLU GEÇSİN OĞLUM.



22 Ağustos 2013 Perşembe

Yarı Kırkımızı Yaptık

          
          Oğlum olmadan önce, bebeklerle ilgili geleneklerden ve adetlerden hiç haberim yoktu. O kadar çok şey öğreniyorum ki! Giden misafirin ardından  "Güle güle" demeyeceksin yoksa sütün kaçar, "Yine buyurun gelin"  diyeceksin; bebeğin yatağının altına bıçak koyacaksın, her şeyden korunsun diye; bebeğin ensesini öpmeyeceksin, yalancı olur; ikindiye kadar sende bebekte banyo yapmış olacaksın; bebeğin çamaşırları yıkandıysa eğer üzerine güneş batmadan toplayacaksın; anne-babanın nazarı çok değer bol bol okuyacaksın; bebeğin ilk kirli alt bezi atılmaz poşete konur halının altına yerleştirilir (ben bunu yapmadım, bilmiyordum); loğusaysan gece dışarı çıkmayacaksın,.... daha neler neler. Bana başta saçma gelse de, sonra sonra uygulamaların içinde buldum kendimi. Ben yapmasam karşımdaki kişiler yapıyor. Aslında zevkli ve eğlenceli :)           
          En son öğrendiklerim arasında ise kırk uçurma ritüelleri var. Bugün oğlum 17 günlük. Erkeklerde yarı kırk 17. gün yapılırmış. Bizde Mihriye Ananesi ile oğlumu gezdirmeye çıkarttık. İlk önce babasının yanına gittik :) Oradan da Gölcük Gölü'ne. VeKahve'de bizi Osman Amcası, Birtane Teyzesi, Zeynep ve Büşra Ablası, İbrahim Amcası, Şenol Amcası karşıladı. Birtane  Teyzesi oğlumun arabasının içine un, şeker ve yumurta koydu. Oğlum evine ve gittiği yere bereket getirirmiş. Üstelik bu malzemeleri benim yemem gerekiyormuş sütüm için. Osman Amcası hediyesini oğluma verdi, gidildiğinde mutlaka bir şey verilirmiş. Bebek ve annesi boş gönderilmezmiş. Oğlum, minik kurbağam dışarıyı çok sevdi. Sürekli yüzü güldü. Artık yarı kırkımız çıktığına göre, havalarda güzel olduğuna göre dışarı çıkabiliriz. Mihriye Ananesi ile oğlumu bol bol gezdiririz :)




17 Ağustos 2013 Cumartesi

Oğlumun Oyuncakları :)


El emeği göz nuru olan eşyalar bence her zaman daha kıymetlidir. Bende elimden geldiğince oğluma keçelerden oyuncak ve cibinlik içi için sarkaç yaptım. Daha da yapıyorum. Hem annesi yapıyor hemde sağlıklı. İstediğim zaman yıkarım. Plastik oyuncaklara benzemez. Hayal gücü gelişsin diye bazı oyuncaklarda farklı renkler kullandım. Boş kaldıkça farklı şeyler çıkarmaya çalışıyorum ortaya. Sağ olsun Mihriye Ananemiz zaten elimizi sıcak sudan soğuk suya sokturmuyor. Bende bu arada Yağızım ile çok iyi vakit geçiriyorum. Yağızım uyuduğunda keçelerle uğraşıyorum, kitap okuyorum, dakikalarca bebeğimi seyrediyorum. Gün gün büyüdüğünü takip etmek muhteşem bir şey. Her gün fotoğraflarını çekip karşılaştırıyorum. İnanılmaz bir gelişim sergiliyor bebekler :)
İşte bizim oyuncaklarımız:
  
Maymunumuz :)



Arımız :)


Kedimiz:)


Kelebeğimiz :)


Ahtapotumuz :)


Yavru Yunus Balığımız :)


Tavuğumuz :)


Atımız :)


Baykuşlardan oluşan sarkacımız :)



24 Temmuz 2013 Çarşamba

Memlekete İlk Yolculuğumuz...


Yağız'ımı nisan ayında memleketimize götürdük:) Özellikle ben istedim ki doğmadan oranın havasının kokusunu, suyunun tadını, davul-zurnasının sesinin tadını alsın. Bizim kerata gerçekten de davul zurna sesi duyunca hareket etmeye başladı. İlk hareketleriydi onlar. Acaba müzisyen mi olacak diye düşünüyorum bazen ya da Halk Oyunlarına gönül veren bir dansçı? Hele  ki bu aralar müziklere bu kadar tepki verince :) Neden olmasın?



Böyle olur mu acaba:)
 

 Oğlum Pınarhisar'ı sevdi. Bunu hissettim. Bende çok özlemişim, Şezai Abinin simitlerini, Niyazi abinin "Çanakkale Domatesi bunlar" diye bağırmasını, Utku'nun son ses müzikle deli gibi araba sürmesini, belediyenin megafonundan gelen Levent Abim'in sesini, Adil Abi'nin kahvesinden gelen sesleri, Belediye Parkındaki pis karga kokusunu, 1 turda biten caddeyi, Serdar Abi'nin kavurmalı tostunu, Zahit'in köftesini, Kaleleri, geceleri hiç susmayan köpekleri, güzndüz gece demeden bağıra bağıra konuşan insanları, ağaçlardaki erikleri zerdalileri,...Memleketim güzeldir hoştur da bir de şu insanlarının gereksiz konuşmaları olmasa daha da süper olacak. 

Arkadaşlarla buluştuk bir gün, tablo bu :)
,
Ben ve karnımda Yağız, Can arkadaşım Arzu ve dünyalar tatlısı oğlu Sancak, Hasret çektiğimiz güzel arkadaşımız İpek ve dünyalar güzeli kızı Melodi(Amerika'da yaşıyor) ve güzel kalpli arkadaşımız Nurdan. Bu sene 2 tam, 1 yarım ve 0 olarak buluştuk :) Seneye 3 tam 1 yarım belki de 4 tam olarak buluşacağız :) Sancak ile Melodi oynarken Yağız'ı aralarında hayal ettim hep. İnşallah Rabbim seneye izin verirse o günleri de göreceğiz.

Anneannemde yaklaşık 1 ay kaldım. Bol bol zaman geçirdik. Çok eğlenceliydi gerçekten. Yılmaz "Ne zaman gelirsin" diye sorduğunda "Doğurunca" diyordum hep. Hasretine dayanamadım tabi ki :)Mihriye Teyzemin doktorları bile şaşırtacak bulgu ve uyarılarıyla  tatilimizi sonlardık. O uyarıları paylaşmak istiyorum:

  • Çok yeme, çocuğun beyni donar (dondurma yiyorum)
  • Çocuğun canı çeker, ye. (Ne görürsek yedirdiği zamanlarda)
  • Çok hızlı yürüme, çocuğu zıplatma.
  • Öyle yatma, ezilir çocuk:) (Sırt üstü yattığımda)
  • Ve buradan yazamayacağım bazı cümleler:) Teyzem beni anladı:)
İyi ki var benim iyi yürekli Teyzem. Bir insan bu kadar iyi niyetli ve düşünceli olamaz. Ama teyzemi tanıyanlar böyle bir insanın varlığına inanıyor :) Eee neden olsa dedemin kızı :) 

Hele ki Efsuncum Ablacım, Yağız'ın adını Hayrettin koydu.( Aslında Kayınpederinin adı. Hiç tanıyamadım. Seneler önce vefat etmiş. Rıdvan Abim babasına benziyormuş  Bir parçada Hayrettin Amca ve Rıdvan Abime benzeyebilir o zaman.İyi huylu, iyi yürekli insanlar.) Efsuncum Ablacım Yağız'ı öyle çağıracak sanırım. İşin garip kısmı Efsuncum Ablacım karnıma doğru "Naber Hayrettin?" diye seslendiğinde Yağız hareketlenmeye başlıyor :) Ayrıca hareketlerini benden başka ilk defa Efsun Teyzesi hissetti :) Zaten bizim için çok özeldi daha da özelleşti Teyzesi...
Bu zıbını ya alacağım ya da yapacağım. Efsun Teyzesiyle fotoğraf çekeceğim :) 

21 Temmuz 2013 Pazar

AŞERMELERİM :)


Daha önce aşeren bir hamile görünce çok özenirdim. Nasıl bir duygu acaba diye merak ederdim. Maalesef bu duyguyu tam anlamıyla yaşayamadım. Aslında her daim yanımda olan bir eşim var, ne istesem yapıyor. Bunu kullanmayı çok isterdim :)
Hamileliğimde ilk aşermemi henüz 6 haftalıkken yaşadım. Yılmaz ile evde "Çakallarla Dans 2" filmini izliyorduk. Filmin bir sahnesinde adam o kadar güzel balık yiyordu ki (Bende bir balık düşkünüyüm)ağlayasım geldi, gözlerim doldu. Bunu gören Yılmaz " Aşkım çıkalım hemen yiyelim" diye heveslendi. Ancak Bolu'da gece yarısı açık restaurant bulmak ne mümkün. Ancak ertesi gün aşermemim sonucuna varabildim. Gerçekten ertesi güne kadar zaman geçmedi. 
Daha sonraları öğrendiğim bir Trakya yöntemi bu aşermelere çare oluyormuş onu öğrendim. Benim canımın içi Mihriye Teyzem bir şey göreyim ya da koksun hemen "Avucunu yala" diyerek bana avcumu yalatma görevini üstlendi. Şaka değil işe yarıyor gerçekten. Hepsi psikolojik değil mi zaten?
Bu ilk aşermemdi. İkincisi ise Pınarhisar'da (Kırklareli) yaşayanlar bilir. Bizim orada mezarlık yolu vardır. Akşam üstü olunca insanlar mezarlık yolunda yürüyüşe çıkarlar. Çocukluğumdan beri hiç değişmedi bu gelenek. O kadar güzel toprak ve ayçiçeği kokar ki oralar.



İlk defa oraya gidenler anlayamayabilir dediklerimi. O koku muhteşemdir. Her neyse bunu Yılmaz'a söylediğimde önce güldü, sonra " Aşkım başkalarının eşleri erik aşeriyor, karpuz aşeriyor." diye tepki verdi :) Haklı aslında. Neyse ki Nisan ayında bu aşermemi yaşadım. Ama henüz ayçiçekleri yoktu :(  Sonuç olarak Yağız'ım bana zorluk çıkarmayan bir hamilelik yaşatıyor. Mide bulantısı, baş dönmesi, aşerme gibi olayları yaşamadım. Artık 9. ayın içinde olduğumuz için çok oynuyor minik kurbağa. Midemi ittiriyor. Ayağı neredeyse midemin içinde :) Doğunca hesaplaşacağız artık fıstığımla :)