13 Eylül 2014 Cumartesi

Adım çöreğini yapmadan duvara tosladın :)

Bundan tam 18 gün önce yürümeye başladın. (26.08.2014) Sıralamayı ve el tutmayı bırakıp, kendin yürümeye başladın. Tabi ki bu durum senin çok hoşuna gitti. Özgürlüğünü eline almanın tadına vardın. Bütün gün Reyhan Teyzen'de gezdin gezdin ve de gezdin. Uykun geldi ama beni bile dinlemedin. Sarhoş gibi yürümeye başladın. Tabi ki hep arkandayız ama kaza işte.Başını duvara vurdun ve alnında küçük bir yarık oluştuk. Bantının büyük olduğuna bakma. Doktorun taktığı küçük bantı tutmadığın için üzerine büyük takmak zorunda kaldık :)
 Gel zaman git zaman 18 gün geçti. Ve resimde görüldüğü üzere küçüçük bir çizik kaldı alnında. Ama daha iyileşme aşamasında. İz kalsa da ilk adımlarının hatırası olur.  
Yürümeye başladığın gün anneannen "Adım çöreği yapalım, adet" dedi. Ben pek sevmem böyle şeyleri. Ama sen düşünce bitanem hiç düşünmeden "Tamam" dedim. Çaresizlik :))))

Not: Başını duvara vurdun ama çok ağlamadın. Çünkü hala yürüme derdindeydin :)

2 Eylül 2014 Salı

İlk Tatilin

Senin için çok heyecanlıydım tatil öncesi. Senin ilk tatilin, suyu çok seviyorsun ama denize alışabilecek misin acaba?
Datça'da Zuhal Teyzen ve Ahmet Amca'nın yanında başladık tatile. Onları zaten çok seviyorsun. O yüzden Datça tatilimiz senin açından çok eğlenceli geçti. Son anda el atmasaydım şımarıklığı ele alıyordun ama.  
Senin sosyal bir çocuk olduğu biliyorum zaten ama bu tatilde onayladım resmen bitanem. Çocuklarla hemen iletişim kuruyorsun. Konuşamıyorsun daha ama kendi dilinde bir şeyler anlatarak anlaşabiliyorsun. 
Hayvanlarla aran doğduğundan beri çok iyi. İyi olması için elimden geleni yapıyorum. Onları sev ve zarar verme diye çabalıyorum. Tatilin sana faydalarından biri de hayvanlarla aranın daha da iyi olması oldu. Nerede bir kedi ve köpek görsek senin yanına geliyor, gelmiyorsa da sen gidiyorsun.
Denize ilk girişinde gayet mutlu, el ayak suya vurarak ve meraklı bakışlarla girdin. Ve giriş o giriş oldu. Denize alıştın. Çıkması daha doğrusu çıkarması zor oldu hep. Çevremdeki çocuklara baktım, karşılaştırma amaçlı değil, hepsi sudan kaçıyor :) Biz seni sudan çıkaramıyoruz. Buruşuyorsun artık :)

Sürekli birlikte yatmak zorunda kaldığımız için zaten düşkün olduğun annene daha da düşkün oldun :) Bu arada tatilden döneli 20 gün oldu. Ama ben daha yeni yazma fırsatı buluyorum. Yazacak o kadar şey birikti ki aslında.Öncelikle tatil dönüşü ben çok rahatsızlandım. Pınarhisar'a geldik. Çünkü hem ben hastayım hem sen sürekli peşimdesin, bir ara böyle gitmez dedim. Pınarhisar'a gelince de dedenin kardeşini yani benim amcamı kaybettik. Yazmaya fırsat bulamadım yani. 
Ne diyordum, evet tatil dönüşü bana çok düşkün oldun. Pınarhisar'da bunu az da olsa yeneriz diyordum ama pek başarılı olamadık. 
Uyuma şeklin bozuldu. Şöyle ki, normalde ben seni yatırıyorum ve kendin uyuyordun. Şimdi birlikte uyumaya alıştığın için gündüz de olsa illaki beni yanına istiyorsun. Yanına yatıyorum ve öyle uyuyorsun. Düzelecek biliyorum ama şuan çözüm bulamıyorum. Benimde bünyem ço yorgun çünkü. Bolu'ya dönünce düzene girecek hepsi :)
İlk 3 gün simidinle suda çırpındın. Ama sonrasında simide binmek istemedin. Ya yürüyerek denize girdin ya da bizim kucağımızda :) Baban seni yüzer pozisyona getirdiğinde başını suyun içine sokup her seferinde su yuttun. 
Bu su yutma senin kulaklarının iyileşme sürecini hızlandırdı. Ve şuan çok şükür ki minik kurbağam kulakların artık sapasağlam :) 



Datça'dan sonra Marmaris, Kuşadası, İzmir, Çeşme, Alaçatı, Efes ve Şirince'ye gittik.
İzmir'de Gamze Teyzen'e uğradık. Ve birlikte gezdik.
İzmir'de  Karşıyaka'ya geçerken vapurda martılarla arkadaş oldun. Onlarda yaklaşmak için fırsat kolluyor sanırım. Martıların yakınlaşması senin ilgini çekti ve o kadar güzel izledin ve konuştun ki, her zaman olduğu gibi hayvanlarla iletişimin süperdi :)

Anneannenin senin için aldığı şezlong tatilde işimize çok yaradı. Kısmet olursa her tatilde yanımıza alacağız artık. 

Alaçatı'da baban sana sarı çarık aldı. Tatilin en güzel alışverişiydi. Ben bayıldım bu çarıklara. Tabiki sende. Ayağını yara yapana kadar giydin. 


Umarım her tatilin, her günün bu kadar güzel ve eğlenceli geçer canımın içi oğlum.

13 Temmuz 2014 Pazar

İlk Doğum Günü Hediyen

Doğum gününe daha var birtanem. Bugün itibariyle 23 gün var :) (341. Gündeyiz bugün) Ancak anneannen ve deden sana 1 ay önce doğum günü hediyesi akülü araba aldı. 
 Anneannen doğum gününe kadar daha rahat biner dedi. Nitekim öyle oldu. (Yukarıda görüyoruz :) )Akşam evden kafeye kadar arabanla gittik. 
 Artık daha rahat oturuyorsun ve zevk alıyorsun. Anneannen ve dedene şuan teşekkür edemezsin. Ama çok teşekkür borcun birikti. Hatırlatma yapayım istedim ;)

4 Temmuz 2014 Cuma

Sonunda Dişin Çıktı :)

3.ayda kendini gösteren ama sonra esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolan inci tanesi sonunda 333.günde çıktı.
Günlerdir seni o kadar çok zorladı ki! 2 gün ara ara ateşin çıktı.Ama çok değil. Boğazların kızardı, sinirli ve agresif oldun, ellerin hep ağzında ve ne bulursan ağzına soktun. Hiç neşen kalmadı. Yemek yemeyi o kadar çok seven sen 3 gündür düzgün bir şey yemiyorsun. Sonunda bu sabah dişin patladı. Sende bende babanda hatta anneannen ve dedende çok rahatladık :) 

 Dişli halini çok merak ediyorum. Nasıl bir sevimli olacaksın acaba boncuğum. Saçlarında uzasa, süper olacak. Bu arada 16 Haziranda ilk kez saçlarını kestirdik. Gürleşsin biraz istedik. Keltoş oldun iyice. Ama 3 hafta olacak neredeyse ve çabuk uzadı saçların. 

 Unutmadan söyleyeyim bitanem, Reyhan Teyzem ve Fulya bize misafirliğe geldiler. Teyzenle ve Fulya ile çok güzel vakit geçiriyorsun. Şuan ramazan ayındayız. Sen bunları okurken ramazan ayı ne zaman olacak merak ediyorum. (Aslında hesaplaması kolay ama yaşamak daha zevkli diye düşünüyorum.) İftardan sonra hep beraber dışarıya çıkıyoruz. Sahura kadar dışarıdayız. Güzel vakit geçiriyoruz hep beraber. Senin biraz uyku saatlerin şaştı.Ancak dışarı çıktığımız için değil, inci taneni çıkartmaya çalıştığın için minik kurbağam :)

3 Temmuz 2014 Perşembe

İlk Hastalığını Umursamaman Güzel Annesi Kılıklım :))

İlk defa hasta oldun kuzucum. Salgın varmış çocuklar arasında, boğaz enfeksiyonu. Allahtan senin bağışıklılığın kuvvetli de çabuk atlattın. Dinlenmen gerekiyor ama sen yavaş yavaş yürümeye başladığın için yerinde durmuyorsun. Hep yürü istiyorsun. Tabi yürürken de hep beni peşinde sürüklüyorsun :) Hastalığını umursamıyorsun resmen. Aynı bana benzemişsin bu konuda :)
 Bugünler güzel günler bitanem. Yürüyünce bakalım başımıza neler gelecek :)Ramazan Ayından dolayı gündüzleri pek dışarıya çıkmıyorum. Hem oruçluyum hem sıcak bir de senin peşinden koşmak söz konusu olunca benimde kan şekerim düşüyor tabi.Sende iftara kadar dışarı çıkmayı bekliyorsun, alışık olduğun için huzursuzlanıyorsun. Ah sen var ya sen, Allahtan beim sözümü dinliyorsun. Yada bir şey olunca sana anlatıyorum, anlıyormuş gibi dinliyorsun. Her geçen gün sana artı ekleniyor ve ben buna bayılıyorum :)

Bu arada kulak için ameliyat olacaktın 30 Haziranda. Çok şükür sağ kulağındaki su yok olmuş, sol kulakta da az kalmış.O yüzden ertelendi.Bir daha ki kontrole kadar bekleyeceğiz minik kurbağam.

29 Haziran 2014 Pazar

Büyük anneanneni kaybettik :(

Benim için anlamı büyük olan anneannemi kaybettik bitanem. 19 Mayısta ebediyete gönderdik anneannemi. Evet sana uzun süredir yazamıyorum, farkındayım. Biraz sağlık sorunları yaşadım. Bunun sebebini sana büyüyünce anlatacağım ;)
Anneannem seni çok seviyordu. Seni "Karamuğum, askerim" diye seviyordu. Sadece bunu ansan bile yeter...

11 Mayıs 2014 Pazar

Tay tay Falan Anlamam Ben Yürürüm :)

10. ayına girmene rağmen hala emekleme girişimin yok. Biz bazen uğraşıyoruz çok kızıyorsun. Ama ayakta çok güzel duruyorsun ve adım atmaya başladın. Doktora sorduk "Her çocuk emeklemez, sorun değil" dedi. Ben emeklemeni istiyorum aslında. Kısmet bitanem, bakalım belki yürüdükten sonra yaparsın :) 

 Ayaklarının üzerinde durduğun için çok hevesleniyorsun, her seferinde yere inmeye çalışıyorsun. Neyse yere indikten sonra doğal olarak iki elini tutuyoruz. Ama sen "ııhhhhh" diye sinirlenip sanki çok güzel yürüyormuşsun gibi tek elden tutuyorsun :) "Tay tay falan anlamam yürürüm ben" edaları bizi çok güldürüyor.



Artık ortalama 15 saniye ellerinden tutmadan ayakta durabiliyorsun. Sana bir güven geldi ki anlatamam :))) 
Bir de unutmadan, o kadar çok konuşuyorsun ki tıpkı bana benzemişsin. En azından benzer yönlerimiz var canımın içi cancazım.